CopyPastehas never been so tasty!

Newroz gerçeğiyle yüzleşmekten çekinmemek

by anonymous

  • 1
  • 0
  • 2
536 views

Abdulkadir Turan                    akadir@dogruhabergazetesi.com

Newroz gerçeğiyle yüzleşmekten çekinmemek

Cuma, 19 Mart 2010 10:04

Newroz, bahar şenliği midir? Bayram mıdır? Geçmişe ait bir gelenek midir? Üretilen bir alternatif midir? Alternatifse neyin alternatifidir?

Kürtler ve Farslar gibi karasal iklimin etkili olduğu bir coğrafyada yaşayanlar için bahar kurtuluştur.

İnsanın tabiat şartlarına adeta teslim olduğu zamanlarda hayat, bu coğrafyada ilkbahar, yaz ve güzden ibaretti.

Uzun ve karlı kışlar, hayatı evlere hapseder. Kışın yollar kapanır, mezarlıklar büyür. Bebekler ölür, yaşlılar ölür.

Bahar, hayat getirir. Tabiat yeşerir; yoksul yaşlı kadın, tenceresinde kaynatacağı ota kavuşur. Sürülerin mevsimlik tutsaklığı sona erer, gür kırlarda soluk alınır. Dağlar şenlenir.

Baharın başlangıcını; yılın başı saymak, bir daha hayatla buluşmanın müjdesi kabul etmek, kutlamak, hamd günü ilan etmek yadırganır bir hâl değildir. Nitekim İranlılar, mezhebi bazı renkler de katarak Newrozu yılbaşı olarak kutlamışlar, bir bakıma bir hamd günü ilan etmişler.

Ama ya yakılan ateşler? Çocukluğumuzda geleneksel anlamda Newroz bilinir ama kutlanmazdı. Geçmişte kutlayanlar kınanmaz ama bugün yakılan ateşlere anlam verilmezdi. Newroz ateşi, sosyalist grupların fesad işareti olarak bilinirdi. Yaşlılarımızın “Bu ateş, kimin için?” sorusunu ulusalcı sosyalistlerin etkisindeki gençler “Demirci Kawa için!” diye cevaplarlardı. Ama kendileri de tam olarak ne yaptıklarını bilmiyorlardı.

Ortaçağ Avrupa’sında Vatikan’da yerleşik Katolik papaları, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin krallarını neredeyse kaymakam konumuna düşürmüştü. Bu durum, bir iç tepkiye neden oldu.

İngiltere, papa baskısından kendi Anglikan kilisesini kurarak kurtuldu. Fransa ise dinden uzaklaşmayı seçti. Aydınlar, Fransız toplumunun geçmişine yöneldi. Fransız milliyetinden Hıristiyanlığa bir alternatif üretmeye çalıştı. Papazların İncil hikâyelerinin karşısına Fransız efsanelerini, Hıristiyan bayramların karşısına Fransız yerel kutlamalarını, Hıristiyanlık kaideleri yerine Fransız geleneklerini dikti. “Milliyetçilik” adını alacak bu akım, Katolikliğin yasaklanıp “akıl dini”nin ilan edildiği 1789’daki Fransız İhtilaliyle neticelendi.

Milliyetçilik, Batı’yı felakete sürükledi. 19. ve 20. yüzyıllarda başta Fransız-Alman savaşları olmak üzere Batı’yı kan gölüne çevirdi.

Batılılar, daha 19. yüzyılda milliyetçiliğin kendilerini dinden uzaklaştırıp parçalamaya, çatıştırmaya yaradığını(!) görünce bu iflah olmaz hastalığı Müslümanları İslam’dan uzaklaştırmak, birbirine yabancılaştırmak ve çatıştırmak için bize ihraç etti.

Daha önce sadece Kur’an ve İslam diyen Müslüman okumuşlar, İslam öncesi geçmişlerinde yücelik aradı. Kur’an kıssalarına karşı efsaneleri, İslam kaynaklı kahramanlıklara karşı sözde milli destanları okudu, İslam’ın simgelerine karşı totemleri çıkardı. Müslüman gençlere İslam öncesi cahili geçmişinizi tanıyın ve onunla övünün; İslam’ın “Yüce milli kültürünüzü nasıl katlettiğini görün!” dendi. Bu yolda kutlamalar, bayramlar üretildi. Mecusiliğe dönüşen Zerdüştlüğe dayanan Newroz ateşini burada aramamak hata olur.

Bilindiği kadarıyla modern dönemde, bu ateşi Kürtler arasında ilk yakan, şair Pîremerd diye bilinen Süleymaniyeli Tevfik’tir. Pîremerd, bir zamanlar, Servet-i Fünun’un Fransız kültürüne tapan yazarlarıyla İstanbul adalarında har vurup harman savurmaktadır. Sonradan Süleymaniye’ye gider, kendince ulusalcı Kürtçülüğün temelini atar. Latin alfabesinin kullanılmasını önerir. Bir matbaa kurar. İslam öncesi Kürt efsanelerini bir bir yayımlar. Newroz gününü tanıtır. Onlarca yük odun satın alıp meydanlarda yakar, gençleri etrafında eğlendirir.

Onun gayretinin ardı, kendisi ne derse desin, İslam’a karşı basbayağı bir alternatif arayışıdır, bu arayışın hedefi ümmetten-kavmiyete geçiştir. Taklit makamı, Fransız milliyetçiliğidir. Malzeme, İslam öncesi kültürdür. Netice, İslam sonrası kazanımların Newroz ateşinde yakılmasıdır.

İslam’ın yol gösterici aydınlığını bulanların Mecusilerin yakıcı ateşiyle işi olamaz. Toplumlarını aydınlıktan uzaklaştırıp Tevfik Fikret’in eğlence arkadaşının Mecusi ateşine yöneltenler iyilik peşinde değiller.

Mustafa Kemal’in de en çok sevdiği şairlerden olan Tevfik Fikret, Türk gençlerine İslamî geçmişten kurtulmak(!) için Yunan Tanrısı Prometheus gibi ateşi göklerden çalmalarını öneriyordu. Onun göklerde aradığı ateşi Pîremerd, bizim cahili geçmişimizde bulmuştu.

Hoşumuza gitmese de Newroz ateşinin gerçeği budur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Comments

  • newruz
    bu bağnazların mürekkep yalamışları bile at gözlüğüyle bakıyor her şeye. her şey islama karşı, her şey islamla ilgili. pis cahil herif...
  • AgireNewruz
    Velevki öyle olsun, biz yine de rabbimizin bizi bahara kavuşturmasına şükrederek kutlayalım bugünü.Gerisi niyeti başka olanların sorunu.

Add A Comment: