CopyPastehas never been so tasty!

"Ya Allah, Bismillâh !" - Son kale: Kandiye

by EmircanKavas

  • 3
  • 0
  • 0
279 views

Girit'te 21 yıldır süren çatışmalar Venediklileri çok yıpratır, çok yorar. Venedik Doç'u fevkalade yetkilerle donattığı bir elçiyi İstanbul'a yollar. Bunu ne Padişah ne de Sadrazam kabul eder, Sadaret Kaymakamı ve Üçüncü Vezir Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın huzuruna çıkarırlar.

 

Elçi derhal barış imzalamak istediklerini söyler ve tek şart olarak Kandiye Kalesinin kendilerine bırakılmasını arzular.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa güçlü olmanın getirdiği bir tavırla "geç bunları" diye elini sallar, Biz de Kandiye'nin anahtarlarını getirdiğinizi sanmıştık. Madem öyle değildir, neyi konuşuyoruz. Görüşme bitmiştir bu kadar!"

 

Elçi alttan almaya bakar, sesine en kibar tonları oturtup "Paşa Hazratleri" der,"İnanın Venedik Senatosu dahi kaleyi size terke amadedir. Ancak Papa ve Güneş Kral (14. Louis) bize zamanında ettikleri yardımların peşini bırakmıyor, bunaltırcasına hesap soruyorlar"

 

Biz Allah'a güveniriz

Şeyh-ül İslam Minkarizade Yahya Efendi "Demek ki Venedik cumhuru Papa ve Françeskalara dayanmaktadır. Devlet-i aliyye gibi sadece Allahü tealaya güvenseniz başınız ağrımaz" diyerek taşı gediğine koyar.

Osmanlılar o günden sonra Kandiye kuşatmasına hız verir, Girit'teki son Hıristiyan Kalesini almak için hücum başlatırlar (1 Muharrem 1080)

 

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 8 tünel birden kazdırır, zaten evvelki yıllardan binlerce lağım açılmıştır, toprağın altı köstebek yuvasını andırır. Bu esnada serdarı ziyaret eden Venedik murahhası "eğer işin parayla çözülür tarafı varsa en ağır savaş tazminatını ödemeye hazırız" teklifiyle kapı çalar. Fazıl Ahmet Paşa "Ben tüccar değil askerim. Alımdan satımdan anlamam" der ve bu yolu kesinkes kapar.

 

Morosini Avrupa'nın en ünlü kurmaylarından biridir, kaldı ki Fransızlar bizzat Mareşal Fenelon'u bölgeye yollar, Noailles Dükası sayısız kont ve şövalyeler yanında yer alırlar. Derken Fransız donanması da adaya gelir Venediklilerin "Hurrraaa!" çığlıkları arasında 15 bin tecrübeli asker karaya çıkar. Derken 35 parça gemiden müteşekkil Haçlı donanması yöreye demir atar. Yine çoğu Fransız olmak üzere Maltalılar, Venedikliler ve bizzat Papanın askerleri kavgada yerlerini alır, gemilerden tabyalarımızı dövmeye başlarlar. Hasılı iş artık Kandiye'yi aşar, bir din ve itibar savaşı olur çıkar.

 

<span>Bu nasıl bir imandır!..</span>

İşte tam o günlerde Sadrazamın ihtiyar validesi Ayşe Hatun, Samsun Vezirköprü'den çıkar gelir ve titrek ellerine, bükük beline bakmadan bastonunu kaptığı gibi kaleye doğru koşar. Bu nasıl bir imandır anlatılamaz, sanki yaşlı bir kadın değil, koca dağ yürür, sesi gökgürültüsü gibi çınlar. İşte ansızın başlayan bu saldırıyla Türkler takviye birliklerini söker atar, Kandiye Dukasını (ve yerine geçen Alman asıllı Baron Von Frisheim'i) öldürmeyi başarırlar. Haçlı saflarında tarifi zor bir panik yaşanır, o adı büyük şövalyeler silahlarını toplayamadan gemilere doluşurlar.

 

Morosini hala direnebileceğini sanır ama başkomutan kalenin altının köstebek yuvası haline geldiğini anlayınca en doğrusunu yapar. "Papa bozulur mu, Kral Louis kızar mı" demez beyaz bayrağı çeker, anahtarları Serdar'a (Fazıl Ahmed Paşa'ya) yollar.

 

Minkarizade'nin dediği gibi olur. Allahü tealaya güvenenler daima haklı çıkarlar.

 

Add A Comment: